Savaşmak... Ruhunu teslim edene kadar savaşmak.Güçsüzlüğüne esir düşmeden,son nefesine kadar...Gerekirse kulaklarını tıkamak sahte yüzlerden dökülen kelamlara,gerekirse kör olmak yalan gülümsemelere ve gerekirse acını içine gömüp yaşamak.Bu pozitifle negatif,siyah ile beyaz zıtlığı gibi bi' şey.Yeni günün sana umut vadetmediğini bildiğin halde umutla yaşamak gibi bir şey bu.Küçük bir kız çocuğunun oyuncak ayısının sökülmesi kadar masum bir üzüntüden ibaret yaşam ile savaş.Yaşamak beraberinde savaşmayı gerektirir.Narin bir kız çocuğu olsanda mecbursun.Bazen kaba kuvvetsiz gerçekleşirler.Bazen hayat sevdiklerini alır ve seni bir savaşa tabii eder.Bazen o kadar güzel ve derin seversin ki sana uğrunda savaşmaya cesaretin var mı? dermişçesine büyük bir cesaretle saldırır.Bu savunmasız kalmak gibi bir şey.Akıl ve kalp...Yüzyıllardır belki de ne galibi belli ne de malup olan.Düşünüyorum ve ne çok yıpranmışım diyorum kendi kendime,ne çok üzülmüşüm ve bir o kadar fazla ağlamışım.Ben kendi kendime verdiğim savaşları hep kaybetmişim.İçimde ki korkak kız çocuğuna teslim olmuşum ve boynumu eğmişim.Üstüme üstüme gelmiş koca şehir ben yorganı kafama çekip ağlamışım.Ben 'iyiki varsın' demişim hiç olmaması gerekenlere onlar beni iyikisiz bırakmışlar bu yüzden.Kalbimin içinde ki terk edilmiş şehir de bir başıma kalmışım hayaller kurmuşum,süslemişim,büyüdükçe büyümüşler sonra enkaz altında kalırmışçasına altında kalıp ezilmişim.Aynalara küsmüşüm.En kötüsü kendime küsmüşüm.Yüzüme yalandan bir tebessüm kondurmuşlar.Birisi beni konuşmaya,mutlu gibi görünmeye ve insanlar seni sorunun yokmuş gibi görmeliler dermişçesine ayarlamış ve bu dünyaya atmış sanki.Oysa bir kurulu bebekten daha fazlasıyım.Ayaklarımdan beni tutup yeryüzüne bağlayan bir şey var.Belki acılar belki tecrübeler bilemeyiz.Tek bildiğimiz bu hayata savaşmaya geldik.Fazla kısa ve ya fazla uzun.Dişe diş ve ya değil,bilemeyiz.Tek bildiğimiz bu hayata savaşmaya geldik.Savaşmak,sonuna kadar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder