Herhangi bir istasyonun herhangi bir tramvayındayım.Nereye gittiğim önemli değil.Asıl önemli olan ruh halim.İnsanlara bakıyorum,herkes farklı bir havaya bürünmüş.Karşımda sevgililer var gayet mutlular.Yanımda başını cama rastlamış ağlamaklı bir halde olan genç kız.Çaprazımda 50'li yaşlarda bir adam torununu seviyor laf bana gelecek olursa insanları izliyorum büyük bir şaşkınlıkla sadece izliyorum.Birazdan çantamdan bir kitap çıkarabilirim kendimi cümleler arasında kaybedebilme gücüne sahibim ve ya en sevdiğim şarkının ritimleriyle bu diyardan uçup gidebilirim varacağım durağa gelene kadar sürebilir bu yolculuk,kimin umrunda dedim ya mesele nereye gittiğim değil nasıl hissettiğim ve ben hissetmiyorum.Bu özelliğimi yitirdim.Hiçbir şey hissetmemek kötü olsa gerek.Bu şehir beni melankolik biri hâline getirdi.Ah İstanbul,sen güzelsin fakat insanların kötü.Ne güzel demiş Özdemir Asaf,"İnsanlar,insanların içinde insanlara hasret yaşarlar." Kendimi tamamlanmamış bir cümle gibi hissetmeme sebep olan insanları affetmeyeceğim.Kendime söz verdim,yarım bırakanlara bu saatten sonra nokta değil virgül dahi olamam.Birazdan inerim,ne yapacağım önemli değil her zaman derim nasıl hissedeceğim esas konu.Yağmurun yağması için dua edeceğim,yağmuru herkes sevmez seven ise tam sever.Ben seven kısım içindeyim.Temizler bizi,toprağın kokusunu canlandırır.İnsanları telaşlı bir hâle sokar.Yağmur güzeldir.
10 Ocak 2016 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder