Birikmişliklere İthafen
4 Şubat 2016 Perşembe
Saat gecenin 3'ü ve ya 4...Bu kimsenin umrunda değil.Nasıl tükendiğimizin saatlerle bi' ilgisi yok.Uykusuz geceler beraberinde göz altı morluklarını getirir.Solgun bir surat.Sarıya çalan bir renk.Uyduruktan yapılmış bir topuz.Gece boyu ağladıysan eğer,sabah kalkınca aynaya bakmamalısın.Çünkü eğer bakarsan seni iki kırmızı göz karşılıycak ve için ürpericek.Kendinden korkma seansına hoşgeldiniz.Bir sonra ki perde aynalara küsmek ve beklenen an gelir,annenden yüzünü kaçırırsın fakat yakalar seni.Bu masum bir kaçış.Ama bir yandan kendine eziyet ettiğini anlatan bir kaçış."Ne bu hal?"."İyiyim anne,bir şeyim yok.".İyiyim...Gerçekten bizi profesyonel bir yalancı etmeye yeticek kadar kısa ama bir o kadar büyük bir kelime.Bir kaç cümleyle geçiştirip,kahvaltı sofrasına otur.İştahın yok,bir şey yiyeceğinden değil ama oturuyosun işte çaresizce.Canın hiçbir şey istemiyor.İki dilim peynir,üç beş tane zeytin,domatesle süslenmiş tabağına bakıyosun."Bi'şeyler yesene kızım."."Aç değilim anne,canım istemiyor."Belki de annenin "Uçak geliyoooor,aç bakıyım ağzını." dediği saçma ama bir o kadar özlediğin günler aklına geliyor ve yine bu ilgiyi bekliyorsun ama kendini inandıramıyorsun buna.Boşversene.Yaşananlar geçmişte kalmıştır ve zamanı geriye alamazsın.Hayatın bu bölümünün adı,"acı gerçekler".Sofradan kalkıyorsun ve bir düşünce kaplıyor zihnini.Şimdi ne yapacağım? Hava güzel ve ya kötü bu kimin umrunda ki.Önemli olan nasıl hissettiğin.İçinde fırtınalar kopuyorken dışına güneş ışığı saçmaktan yoruldun,biliyorsun.Cam kenarında ki koltuğa geçiyorsun.Kardeşin televizyon izliyor.Boş bakışlarla televizyona bakıyorsun fakat aklın asla orada değil ve izlemiyorsun,biliyorsun.Telefonu eline alıyorsun sanki bu neyi değiştircekse.Sayfalarda gezin,insanların profillerine bak,kim nerde,kiminle,ne yapıyor? vs vs.Her zaman aynıdır.Aynı ve boş."Kızım,dışarı çıksana eve kapandın kaç gündür.Bak havada güzel." "Canım istemiyor anne." Ne zaman istedi ki sanki? İnsanlardan kaçıyorsun.Kalabalığa tahammülün yok.Çok fazla ses var,dışarısı seni ürkütüyor.İnsanlar seni ürkütüyor.Her yer betondan yapılarla kaplı.Kafanı yastığa koyuyorsun.Tavanı izlemeye koyuluyorsun.Yapıcak bir şey yok.Üç,beş bilemedin sekiz dakikayı deviriyorsun ve bu sefer sıkılıp vazgeçiyorsun tavanı izlemek artık seni tatmin etmiyor.Bir film izlemek istiyorsun sonra nerdeyse ilgi çeken her filmi izlediğinin farkına varıyorsun.Kitap okuyayım,müzik de dinlenebilir.Akşamı bulursun böylece.Baban gelir,suskunluğuna suskunluk katarsın.Klasik akşam yemekleri "Gününüz nasıl geçti?" Herkesin bir cevabı var çünkü herkes iyi kötü bi'şeyler yapmış,bir yerlere gitmiş.Sıra sana geliyor."İyi baba." İyi bir yalancısın kabul et.Sofrayı kaldırın ve herkes bir köşeye çekilsin.Klasik dizi izleme merasimi.Oğlan kızı terk ediyor ve ya ayrılıyorlar.Aşk acısı çeken taraf,mutlu taraf.Türk dizileri eşliğinde içilen çaylar.Sen odana geçiyorsun,yalnız kalmayı seviyorsun.Gece gelip çatıyor.Geceler senin vakitlerin bu yüzden.Herkes vakit gece on ikiyi gösterince yatağına geçiyor."İyi geceler çocuklar." Keşke geceler iyi olsa baba ve keşke bana yine eskiden olduğu gibi yatağımın başına masal okumaya gelsen.Kurt kuzuyu yese,küçük kız babaannesine gitse.O kadar çok ihtiyacım var ki buna.Özlediğim o kadar çok şey var ki.Bir diyar kurabilirim içimde,inan.Uyuyamıyorsun.Çünkü uyumana engel bir takım şeyler var.Üzüldüklerin.özlediklerin,istediklerin ve gerçekler.Hayaller kuruyorsun.Kurup kurup vazgeçiyorsun bazen.Düşünmemen gereken şeyleri düşünüp üzülüyosun.Aksi tavırların canını sıkıyor.Fazla sinirlisin,böyle olmasını istemezdin.İçine kapanıksın,başka çaren yok çünkü senin için böylesi daha doğru.Gece iki,üçe yaklaşıyor.Herkes bilmem kaçıncı rüyasını görüyor,sen dışında.Daha fazla dayanamıyorsun çünkü geceleri dah da yalnızsın ve ağlamaya başlıyorsun.Hayatına hiç gitmez ümidiyle soktuğun insanların sana acımadan seni terk edişleri aklına geliyor.Seni üzen sözleri,güzel günleriniz,sıkıntı dolu günlerin,kızgınlıkların,aksi hallerin,kendinden bıkmaların,pes edişlerin aklına geliyor ve yastığa gömülüp,kafana yorganı çekip sessizce ağlıyorsun.Bir şeylerin düzelceğinden değil ya biliyorsun da rahatlamış hissettiriyor seni bu.Sonra gecelere yazıyorsun haykırışlarını,tüm söyleyemediklerini geceye söylüyorsun.İyi bir sırdaştır.Saat dört olucak ve sen artık uyumalısın uykun olduğu için değil çünkü senin olmasada vücudunun buna ihtiyacı var.Koca bir gün sona eriyor ve sen yine yarının daha güzel bir gün olması için dua edip gözlerini kapıyorsun.Göz kapakların artık serbest ve bir süre sonra uykuya dalıveriyorsun. "İyi" geceler...
28 Ocak 2016 Perşembe
Hiç bir insan neden bi'şeyler yazma gereksinimi duyar diye düşündünüz mü? Ben düşündüğümden beri bir amaç gözetmeden yazıyorum.Yolumun sonu nereye çıkar bir fikrim yok fakat yola pes etmeden devam etmede kararlıyım.Çünkü dile getirmekten korktuğum bazı şeyler var.Anlatmaya çekindiğim bazı şeyler...Anlatsam anlamaz insanlar,o zaman anlatmak niye? diye düşündüğüm şeyler elime kalem kâğıt aldırtıp beni yazmaya teşvik ediyor.O kadar tuhaf bir şey ki aslında bu ya sayfalarca yazarsın,ya da tek kelime gelmez aklına.Ya bir başlangıç yaparsın,ya da nasıl başlasam diye düşünürken bulursun kendini.Ben her zaman kendimi sayfalarca yazarken buldum.Bir başlangıç yaparken kelimeler itina ile dökülüveriyor sanki aklımdan parmaklarıma.Emin olduğum tek bir şey varsa o da insanın yaşamadan yazamayacağıdır.O kadar çok duyguyu ve olayı sığdırabiliyoruz ki bir gün içerisine,o kadar çok şey yaşıyor ki insan...Bir şekilde rahatlama gereksinimi duyduğundan yazmak istiyor.Yazıp kurtulacağından değil,kafayı sıyırmamak için belki de.Gülerken ağladığınız zamanlarınız oldu mu hiç? Ne kadar tuhaf bir eylemdir.Gülmek ve ağlamak...Mutlu musun? Mutsuz musun? İkisi arasında kalmış yitik bir haldesindir.Arafta kalmak gibi.Ya da birini nefret ederek özlediniz mi hiç? Kendinizden nefret ederek beklemek,ondan nefret ede ede onu özlemek...Peki bunların hepsini hiç ondan gizli gerçekleştirdiniz mi? Ondan habersiz,kendi kendinize hiç gelmeyecek birini beklediniz mi? Bu tam olarak durakta gemi beklemek gibi bir şey.Bazen kendimi gereksiz hissediyorum.Sevdiği insanları kaybedince insan boşluğa düşüyor ve bir süre sonra suçluluk duygusu kaplıyor bedeni.Ben olmasam diyorum,eğer ben olmasam yokluğumla ölürmü yokluğuyla öldüklerim? Veya ne değişir ki? Dünya yine dönmeye devam eder.Güneş gider ay gelir.Bir yağmur yağar bir güneş açar.Birileri doğar birileri ölür.Yeniler eskir,eskiler ise atılır.O halde ne için varım? Düşünmeli insan.Ben kimim diye düşünmeli.Her şeyin bir anlamı olduğunun farkına varmalı.Aslında yazarak kendi hayatımızdan bir şey değiştirebildiğimiz yok fakat başkalarının hayatlarını değiştirmeyi başarabiliriz.Zamanında büyük düşünürler 'küçük' düşünselerdi eğer,belki yazarlar,bilim adamları,düşünürler,tartışmacılar günümüzde var olmayı başaramazdı.Bir mum olun ve ışığınızdan bir başkasının da yararlanmasına yardım edin.İşte o zaman belki birgün güneş olmayı başarabilirsiniz.
25 Ocak 2016 Pazartesi
Sonra tam vazgeçtiğin anda hayat sana bazı fırsatlar sunuyor.Aslında belirli bir şey yok uyanıyoruz ve o günün nasıl geçeceği tamamen bize bağlı.Satranç oynamak gibi.Hamleleri duruma göre biz belirliyoruz ve buna göre bir kazanan ortaya çıkıyor.Hayatı bir satranca benzetirsek yanlış hamleler sonucu mutsuzluğa savruluyoruz.Düşünmekten aciz hale geldik.Duygularımıza yeniliyoruz,çoğu zaman aklımız etkisiz eleman.Pes etmek kanımıza işlemiş.Doğan güneş bile sana umut vaat etmiyorsa ne diye nefes alıyorsun? İçinde bir yerlerde özgür olmayı bekleyen kuşlar yoksa ne diye bu çırpınış? Bir süper kahraman değilsin,ve ya bir filmin yıldızı.Belki basit birisin,oldukça sıradan biri.Kendine bile yetemiyorsun belki sorunlarının içinde boğuluyorsun ve kulaç dahi atmıyorsun.İşinin patronu değilsin.Emirler alıyorsun,yalnızsın,hastasın belki de terk edilmiş...Hiçbir zaman en iyisi olamadın değil mi? Herkesten farklıydın ve dışlandın,toplumda 'ucube' oldun belki de.Seni üzdüler,duymak istemediğin şeyler duydun.Sağır olmayı diledin fakat nafile.Hayat sana umduklarını vermedi mi? Vermez.Almasını bileceksin! 4 kelime,8 harf MÜCADELE,buna mecbursun,mücadele etmeye mecbursun.Hayat senden istemediğin şeylerimi aldı? Hep öyle olur zaten.Geri almasını bileceksin.Hayallerimiz kadar varız,onları gerçekleştirebildiğimiz kadar gerçeğiz.Kendi yolunu çiz ve devam et.Seni yalnız bırakanlar olacak,yolundan etmeye çalışanlar olcak.Düşürmeye çalışacaklar.Daha sert kalk! Sana "Yapamazsın." diyenler olacak.Göster onlara gerçek seni.Bir ışık bekleme.Işık sensin.Kendini keşfet.Unutma asla yılmak yok.Bir sınır koyma kendine.Sınırlar kalpte biter.Kalbini de aklın kadar geniş tut.En iyisi olabilirsin.Her zaman en iyisinin iyisi olabilirsin.Sen mükemmelsin.Gözyaşlarını sil,dağınık saçlarını toparla,gülümsemenden mahrum etme kendini.Sen sana mecbursun.Kendini severek başla işe.Sen sana mecbursun.Olmadı mı? Bir daha dene.Bir daha ve bir daha.Sana verilenle en iyisini yap.Sen mükemmelsin! Daha fazlasını dile,istemekten kaçınma.İyi yüreğinden merhamet asla eksik olmasın.Bu yolda düşmanların olacak.Ama unutmamalısın,iyi insanlar her zaman vardır.Sahip çık onlara ve dua senin tek sığınağın bunu asla unutma.Aminle bitsin tüm isteklerin.Unutma,sen sana mecbursun.
22 Ocak 2016 Cuma
Hava soğuk.İnsanların yüreği daha da soğuk.Birbirine yabancılaşmış sahte sohbetlerden ibaret ilişkiler.Sahte gülümsemeler,sahte merhabalar,sahte gezmeler,sahte yeminler.Bu kadar yalanın içinde doğru kalabilmeye çalışmak,siyah ile beyazın verdiği amansız bir mücadeleye eş değer kimi zaman.Yaşıyoruz doğrusu ve ya yanlışıyla,uçurumun kenarında,bazen çiçeklerle dolu bir bahçe de iyi kötü yaşıyoruz.Daha doğrusu çabalıyoruz.Düşüyoruz yara alıyor dizlerimiz,kollarımız,kirleniyoruz.Sonra düştüğümüz yerden kalkıyoruz.Yaralarımızı sarmak için çabalıyoruz,temizlenmek için çabalıyoruz.Sevdiğimiz şeyler uğruna düşmeyi göze alıyoruz.Kırmızı bisikletim geliyor gözümün önüne.İlk bisikletim.İlk karne hediyem.İlk kırmızı bisikletim.Babamın elimden ilk doya doya tutuşu.İlk bir şeyler başarmaya çalıştığım zamanlar.Beynimde bir ses yankılanıyor daha sonra,"Hadi kızım,yapabilirsin.","Hadi bi'tanem,korkma ve sürmeye çalış.Baban tam burada olacak."Sonra küçük kız 4 tekerden,2 tekere geçmenin heyecanıyla tek başına sürmeye çalışıyor.İlk deneme,başarısız.İkinci deneme,başarısız.Dizde ufak bir yara.Üçüncü deneme,başarıya yakın.Bir o kadar gurur verici.Babam arkada alkışlıyor.Düşe kalka öğreniyorum çünkü bisikleti seviyorum.Şimdilerde bir kırmızı bisiklete sahip değilim.Dizlerim kanamıyor,kollarım da fakat canımı yakan bazı şeyler var.Düşmeme sebep olan bazı şeyler var.Yara bandıyla geçecek bir şey değil.Hatalarım var,doğrularım bazen yanlışlarıma esir düşüyor.3 yanlış 1 doğruyu götürür derler.Gitmesini istemediğim doğrularımın gitmesi canımı yaralıyor.Dediğim gibi yara bandı işe yaramaz.Tecrübe diye bir şey varmış.Bana kalırsa acı çekmenin kibar haline bürünmüş şekli bu.Yaralar iyileşmesine iyileşiyor ve sana tecrübeler kazandırıyor.Bazıları o kadar masum değil,izler bırakıyor bir nevi hatıra bırakmak gibi.Şuan hava daha da soğuk.Karlar iniyor yeryüzüne.Saf ve duru bir güzelliği var gökyüzünün.Üşümüyorum.Saçlarıma düşen kar tanelerine bakıyorum.Bembeyaz yalanlara bürünmüş simsiyah insanlar.Yerler kaygan,ayağım kayıyor ve düşüyorum.Sorun değil kalkmasını biliyorum.
17 Ocak 2016 Pazar
Etraf sessizliğe bürünmüş uzanmış susuyorum.Tek bir kelime dâhi çıkmıyor ağzımdan.Anlatmaya mecalim yok.Çünkü biliyorum,bir başlasam susulcak türden bir şey değil bu anlattıkça büyüyen bir şey.Dünyanın derdi bitmez diyor tanımadığım yüzler.Biz tükenmesine tükeniyoruz da kimsenin bizimle öldüğü yok.Hiçbir acının bizi terk ettiği de yok.Merhabayla başlayan tüm sohbetlerimiz yalandan ibaret.Yeni birileri gelip gidiyor hayatlarımızdan farkında değiliz.Tek farkında olduğum bir şey var o da yorgun hissettiğim.Fazlasıyla yorgun...Hepimiz birer süper kahraman bekliyoruz aslında gerçek tam olarak bu.Hepimiz diplerdeyiz ve bizi gelip çıkarsın ümidiyle batmaya devam ediyoruz.Oysa kendimizin kurtarıcısı yine kendimiziz.Her gelen gider.Her giden bizden bir şeyler götürür.Bize kalan ise fotoğraflar,bir ton kurulmuş hayal ve güzel anılardan ibaret koca bir yalan.Dışarı çıkıyoruz.Yürüdüğümüz caddeler var,beraber girdiğimiz sokak araları ve gülüştüğümüz kaldırımlar.Yalnız yürüyoruz ve buna zamanla alışılıyor.Hiçbir an ölümsüz değildir çünkü zaman hepsini siler.Tek başına ağladığımız her geceyi gündüze bağlayan saatler azaltarak başlatır bizi yeni güne.Şimdi bir şarkı açarım ve tek başıma dinlerim.Derin bir nefes alırım ve yoluma devam ederim.Geriye bakmak çaresizlik olsa gerek.İlerlemek lazım.Takılıp kalmak diyorum,kötü şey.Usulca yürüyüp ilerlerim.
15 Ocak 2016 Cuma
Bazı şeyler var dilimi düğümleyen,gecemi gündüz etmeyen,kül tablomu boş bırakmayan şeyler.Dört duvar arasında sıkışıp kalıyor fikirlerim,duygularım ve daha ötesi.Aklımın kıytı köşelerinde bir sima beliriyor gözlerimden geçiyor soluma doğru.Düşüncelere dalıyorum.Düşünüp işin içinden çıkarabilecek türden değil.Ağa takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.Ruhum bedenimden tamamen özgür,boş bir caddede geziniyor.Yağmur çiseliyor,seviniyorum.Ağlasam kimse anlamaz,anlasalar da anlamazlar ya ne garip.Saçlarımdan alnıma doğru yağmur damlaları iniyor.Göğsüme doğru bir acı var tarif edemiyorum.Ne damlalar dindirebilir ne de bedenimi kaplayan serinlik.Dudaklarımla en sevdiğim şiirin kıtasını mırıldıyorum ve cadde dahala bomboş.Gökyüzü kasvetli.Böyle havalar içimi daraltıyor diyor birileri.Birileri bunları dedikçe içim ferahlıyor.Siyah asildir.Gri ise asillikten payını almış.Hele griye ve siyaha çalan mavi... Bana dünyada ki hüzünü unutturan tarzdan şeyler bunlar.Şuan burdan ayrılmak istemem.Gözlerimi açmak istemem sabaha.Ruhum bedenime kavuşmamalı şuan.İki ayak üstünde iki yüzlü insanlar...Kaçamıyorum.Bu nasıl bir rüya uyanamıyorum.Bu ne çeşit bir paranoya aklım ermiyor.Şimdi kafamı geriye doğru çevirirsem çok geç kalırım.Yaşanacaklara geç,yaşanmışlıklara ise erken.Şimdi ise bir düşünce sarıyor bedenimi.Bu soğukluktan da farklı ve daha fazlası.Etrafımda bana farklıymışım gibi bakan gözler var.Korkuyorum.Güvenmekten korkar hale gelmişim,farkında değilim.Şefkat duygusunu bana bir sokak köpeği tattırıyor,bu bir insanınkinden çok daha fazlası.Kafamı öne eğerek yoluma devam ediyorum.Hayır kafamı kaldırmayacağım! Etraf kalabalıklaşıyor,gün aydınlanıyor.Gözlerim selamlıyor yerde ki ayak izlerini.Hayır kafamı kaldırmayacağım! Köşebaşına geliyorum,döneceğim ve yoluma devam edeceğim.Büyük adımlar atıyorum şimdi etraf dahada kalabalıklaşır,uyanmalıyım.
14 Ocak 2016 Perşembe
Kaydol:
Yorumlar (Atom)